Brain Dynamics Lab @MEF

  • Zeynep Okcu

Yeme Alışkanlıklarının Bilişsel Davranışsal ve Duygusal Yönlerinin Nöropsikiyatrik Değerlendirilmesi

Obezite en yaygın halk sağlığı sorunlarından biri olmasına rağmen genellikle göz ardı edilmektedir. Bireysel, kişilerarası, çevresel ve makrosistem gibi çok sayıda faktör obezite oluşumuna sebep olabilir. Davranışsal yeme sorunlarını anlamak, obezite gelişimi konusunda önemli bir rol oynayabilir. Bu davranışsal yeme sorununu anlamak obezitenin ortaya çıkmasını önlemenin veya tedavi etmenin yollarını bulma konusunda da faydalı olacaktır.


Bilişsel kısıtlama veya vücut ağırlığını kontrol etmek için yemeyi kısıtlamak, kiloyu kontrol etmek için gıda alımının bilişsel ve kendi kendine dayattığı sınırlama olarak tanımlanır. Bununla birlikte, stres altında bilişsel kısıtlaması yüksek olan bireylerde kontrolsüz yeme meydana gelebilir. Kontrolsüz yeme davranışı, bir kişi aç hissettiğinde veya çok lezzetli yiyecekler mevcut olduğunda yemekle ilgili kontrolünü kaybetme eğilimi göstermesine denir. Bu, fizyolojik açlık olmadığında bile olabilir. Duygusal yeme davranışı ise olumsuz ruh hallerine ve duygusal strese tepki olarak çıkma eğilimindedir. Duygusal yeme, tüm yeme bozukluklarının ortak bir boyutu olarak kabul edilir ve kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.


Yeme davranışına ek olarak çok sayıda çalışma, uyku alışkanlıklarının vücut ağırlığının düzenlenmesi üzerinde bir etkisi olduğunu göstermektedir. Kısa uyku süresi ve kötü uyku kalitesi, kilo ve yeme düzeniyle bağlantılı ana faktörlerdir. Yetişkinlerden oluşan büyük bir örneklem üzerinde yapılan bir çalışmada, uyku yoksunluğu durumunda stresle ilişkili yemede artışa yol açan daha yüksek gıda tüketimi olduğu bildirilmiştir.


Kronotip, bireyleri her biri kendi özellikleri ve çeşitli hastalıklara yatkınlıkları olan sabah, orta ve akşam tiplerine göre ayıran sirkadiyen bir belirleme ve ayırt etme yöntemidir. Kronotip gruplar arasındaki farklılık uyku ve uyku düzenini etkileyen önemli bir faktördür.


Yeme davranışına katkıda bulunan diğer bir faktör de dürtüselliktir. Dürtüselliğin bazı boyutları tıkınırcasına yeme ve daha spesifik olarak kontrol kaybıyla birlikte abartılı gıda tüketimi ile ilişkilendirilmiştir. Dürtüsellik, kişinin kendisi veya başkaları üzerindeki sonuçlarına bakılmaksızın, dış veya iç uyaranlara karşı hızlı ve hatta öngörülemeyen tepkilere sahip olma genel eğilimi olarak tanımlanır.


Depresyon ve anksiyete, kronotip ve dürtüsellik ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencileri arasında yeme alışkanlıklarının bilişsel, davranışsal, duygusal yönleri ile kronotip, dürtüsellik, kaygı ve depresyon arasındaki bağlantıları incelemekti. Çalışmaya 18 yaşından büyük 400 (%56 kadın, %44 erkek) Lübnanlı üniversite öğrencisi katıldı. Herhangi bir bilişsel eksiklik veya kronik hastalıkları olan kişiler araştırılmaya dahil edilmedi.


Katılımcıların verileri, TFEQ-R 18 (yeme alışkanlıkları anketi), UPPS-short (dürtüsel davranış ölçeği), HADS (anksiyete ve depresyon ölçeği) ve MEQ (kronotipin sabah ve akşam anketi) gibi uluslararası güvenilir ve geçerli anketlere dayalı bir anket aracı kullanılarak yüz yüze görüşme sırasında toplanmıştır. Görüşmelerin süresi 15 ila 25 dakika arasında değişmiştir.


Çalışmanın sonuçları, duygusal yeme bileşeninde (kadınlarda daha yüksek) cinsiyet farkı olduğunu göstermiştir. Bu bulgu, kadınların erkeklerden daha duygusal yiyiciler olduğunu gösteren daha önce yayınlanmış sonuçları doğrulamaktadır. Araştırmada erkeklerin olumsuz duygularının üstesinden gelmek için duygusal yemeye daha az başvurdukları sonucu çıkmıştır. Daha önceki çalışmalar ile uyumlu olarak erkeklerin olumsuz duygular ile baş etmek için kumar, alkol veya internet bağımlılığı gibi yöntemlere başvurdukları bu çalışmada da bulunmuştur.


Yeme alışkanlıklarının iki boyutu (kontrolsüz yeme ve duygusal yeme) ile vücut kitle endeksi arasında önemli ilişkiler gözlenmiştir. Böylece, artan bir vücut kitle endeksi her iki cinsiyette de duygusal yeme ile ilişkilendirildi. Bu sonuç, duygusal yeme puanlarının zayıftan obez kategorilerine doğru (her iki cinsiyette de) istikrarlı bir şekilde arttığı bulgusunu da desteklemiştir.


Kontrolsüz yeme için, yalnızca kadınlarda ve vücut kitle endeksi kategorize edilmeden sürekli bir değişken olarak analiz edildiğinde artan vücut kitle endeksi ile ilişkilendirildi. Bulgular, kontrolsüz yeme ve duygusal yemenin vücut kitle endeksindeki bir artışla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada ilginç olan, her iki cinsiyette de duygusal yemenin vücut kitle endeksi ile ilgili temel bileşen olduğunu vurgulayan cinsiyete özgü özellikler iken, kontrolsüz yemenin vücut kitle endeksi ile ilişkisi sadece kadınlarda anlamlıydı. Bu çalışmada bilişsel kısıtlama ile vücut kitle endeksi arasında bir ilişki bulunamadı. Kontrolsüz yeme, yaşla ters orantılı ve erkeklerde alkol alımıyla pozitif olarak ilişkiliydi. Bu, yaş arttıkça kontrolsüz yemenin azaldığını ve daha fazla alkol alımına sahip katılımcıların kontrolsüz yeme davranışının da daha yüksek olduğunu vurguluyor.


Bu çalışmadaki bir başka yeni bulgu, erkekler arasındaki yeme alışkanlıkları ile kronotip arasındaki ilişkiydi. Sabah tipi bireyler daha yüksek bilişsel kısıtlama ve daha düşük kontrolsüz yemeye sahipti. Son olarak, yeme alışkanlıkları ile anksiyete veya depresyon arasındaki korelasyonlar cinsiyet farklılıkları göstermektedir. Kadınlarda depresyon puanları bilişsel kısıtlama ile ters ilişkiliyken, erkeklerde kontrolsüz yeme davranışına paralel olarak anksiyete artmaktadır. Depresyonun daha önce aşırı kilolu olmanın önemli bir sonucu olduğu bildirilmişti. Ek olarak, kaygı ve depresyon, başa çıkma yolu olarak aşırı gıda tüketimine yol açmıştır. Erkeklerde anksiyetenin kontrolsüz yeme davranışı ile ilişkili olduğuna dair bulgumuz, kontrolsüz yemenin belirli anksiyete türü ile vücut kitle endeksi arasındaki ilişkiye önemli ölçüde aracılık ettiğine dair önceki sonuçları doğrulamaktadır. Önceki çalışmalar, depresyon öyküsü ve şiddetinin sonuçlarımıza benzer şekilde daha az bilişsel kısıtlı yeme ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Ancak, cinsiyet farklılıkları daha önce bildirilmemiştir.


Bu çalışma bilindiği kadarı ile dört farklı nöropsikiyatrik yön, yani dürtüsellik, kronotip, anksiyete ve depresyon ile genç yetişkinler arasında yeme alışkanlıkları arasındaki ilişkileri değerlendiren ilk çalışmadır. Bu çalışmada gözlemlenen bazı bulgular, yeme alışkanlıklarını ve bunların vücut kitle endeksi ile ilişkisini açıklamada büyük önem taşımaktadır ve gelecekte daha fazla araştırma yapılmasını gerektirmektedir.




KAYNAKÇA



Aoun, C., Nassar, L., Soumi, S., Osta, E. N., Papazian, T., & Khabbaz, L. R. (2019). The

Cognitive, Behavioral, and Emotional Aspects of Eating Habits and Association With

Impulsivity, Chronotype, Anxiety, and Depression: A Cross-Sectional Study. Frontiers

in neuroscience. https://doi.org/10.3389/fnbeh.2019.00204



40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör