Brain Dynamics Lab @MEF

  • Büşra Temur

Yalan Söyleme Davranışının Nöral Bağlantıları

Yalan söyleme, aldatma amacıyla doğru olmayan açıklamalar yapma davranışı olarak tanımlanmaktadır. Bu davranış, çocukluk yıllarının ilk yıllarında başlamaktadır ve yıllar içerisinde insanlardaki yalan söyleme niteliği, inandırıcılığı artmaktadır. Araştırmacılar göre, yalan söyleme davranışını gerçekleştirebilmek için belirli aşamaları takip etmek gerekmektedir. Öncelikle, yalan söyleyebilmek için kişinin o olay ya da fikir hakkındaki gerçeği bilmesi ya da anımsaması gerekmektedir, sonrasında, o gerçeği akılda tutup karşısındaki kişinin düşüncelerine bağlı olarak doğru olmayan bir olay ya da fikir oluşturması gerekmektedir. Daha sonra da, gerçeği devamlı olarak bastırarak doğru olmayan durumu ifade etmesi gerekmektedir. Araştırmacılar, bütün bu süreçleri değerlendirdiklerinde yalan söyleme davranışının bilişsel olarak fazlasıyla dikkat gerektiren ve kompleks bir süreç olduğunu düşünmektedir. Ayrıca, zaman içerisinde daha inandırıcı ve nitelikli yalanlar söyleyebilme durumunu, beynin yürütücü işlevler, çalışma belleği, ve zihin teorisi (bkz; executive function, working memory, theory of mind) gibi üst düzey bilişsel işlevleri yürüten beyin bölgelerinin olgunlaşmasıyla alakalı olduğunu düşünmektedirler. İnsanlar farklı konularda yalan söylemektedir, insanların en çok yalan söylediği konular: geçmiş yaşam deneyimleri ve ahlaki/sosyal normlardır. Peki,

söylenilen yalanın tipi, beynin farklı nöral devrelerini aktif ediyor mudur? Bu yazıda, yalan söyleme davranışında aktif olan nöral bağlantılara değinilmiştir.


Ofen ve arkadaşları (2017), daha önce yapılan çalışmalarda araştırmacıların geçmiş yaşam deneyimleri üzerine çokça araştırma yaptığını, ancak sosyal/ ahlaki görüşler üzerine yalan söyleme durumu hakkında çalışmaların bulunmadığı ve bu yüzden de söylenilen yalanın tipine bağlı olarak farklı beyin bölgelerinin de bu sürece katılabileceğini düşündüler. Bu görüşlerini test etmek amacıyla daha önce denenmemiş bir paradigm oluşturdular. Bu paradigmde, araştırmacılar 130 tane birbirinden farklı soru hazırladılar. Bu soruların yarısı geçmiş yaşam deneyimleriyle ilgili sorulardan oluşmaktaydı, bu sorular herkes tarafından bilinecek genel aktiveleri içermekteydi (bkz; daha önce hiç ata bindin mi?). Soruların diğer yarısı ise herkesin hakkında fikir sahibi olduğu sosyal ve ahlaki konuları içermekteydi (bkz; idam cezası gelmeli mi?). On sekiz katılımcıyla (18-21 yaş arası) gerçekleştirilen bu deneyde, katılımcılara görüntülenme cihazında paradigmi test etmeden önce deneme turu uygulanmıştır. Bu paradigmda, katılımcılar ekranda ilk olarak bir ipucuyla karşılaştılar. Bu ipucu katılımcıya, ekrana çıkacak soru hakkında yalan ya da gerçek söylemesini istemektedir. Sonrasında, katılımcılar ekranda soruyu görürler ve ekranda beliren doğru ya da yanlış ibaresine ellerinde bulunan buton aracılığıyla basarlar. Katılımcıların görünteleme işlemleri bittikten sonra, araştırmacılar katılımcıları aynı soruları bir daha sordular ve her soruya doğru cevabı vermelerini istediler. Bu sayede, aralarında tutarsızlık olan cevaplar, veri setinden çıkarıldı. Sonra, katılımcılardan deneyimlerle alakalı sorulan sorularda, o olaylara dair hatıralarından (bkz: remember) dolayı mı yoksa basitçe o olayları anımsadıkları (bkz; know) için mi doğru cevabı verdikleri soruldu. Ayrıca, sosyal ve ahlaki konular hakkındaki görüşlerinin ne kadar güçlü ya da zayıf olduğunu belirtmeleri de istendi. Araştırmacılar, katılımcıların yalan söylemeye ya da doğru söylemeye harcadıkları ortalama süreleri belirleyerek, kişilerin yalan söyleme için harcadıkları çabayı buldular (Aldatma Maliyeti Skoru (yalan söyleme için harcanan çabanın süre olarak belirlenmesi durumudur): 100 x [(Ortalama yalan söyleme süresi - Ortalama doğru söyleme süresi)/ Ortalama cevap verme süresi)]. Aldatma maliyeti skoru eğer fazlaysa katılımcıların bir yalan oluşturmak için harcadıkları süre ve çaba fazladır.




Bu deneyin sonucunda, araştırmacılar frontal ve parietal (bilateral) kortekslerin yalanın tipine bağlı olmaksızın yalan söylenildiği anda aktif olduğunu buldular. Bu bölgeler, beynin üst düzey işlevlerini yürütürken de aktif olarak çalışan bölgelerdir. Yani, yalan söyleme davranışı üst düzey bilişsel çaba gerektiren bir süreçtir diyebiliriz.


Araştırmacılar ayrıca, yalanın tipine bağlı olarak da aktivite gösteren çeşitli beyin bölgelerini tespit ettiler. Eğer katılımcılar, geçmiş yaşamlarıyla ilgili yalan söylüyorlarsa; katılımcıların, sağ temporal pole, precuneus, sağ amigdala, ve sağ precentral gyrus bölgelerinde değişik aktivasyonlar bulundu. İleri düzeyde yapılan analizlerde, sağ temporal pole adlı yapının geçmiş olay hakkında yalan söylerken aktivasyonun arttığı gözlemlendi ancak araştırmacılar bu beyin bölgesinin ahlaki/sosyal konulardaki verdikleri yanlış cevaplarda daha yüksek akitvasyon gözlemlediğini buldular. Davranışsal verilerle, beyin aktivasyonları karşılaştırıldığında, katılımcıların görüşlerinin güçlü olduğunu belirttikleri durumlarda yine bu bölümün aktivasyonun arttığı gözlemlenmiştir. Yani, kişisinin bir durum hakkındaki görüşü ne kadar güçlüyse bu beyin bölgesi o görüşü yansıtmak adına daha fazla aktivite göstermektedir. Daha önce yapılan çeşitli çalışmalarda da bu beyin bölgesi "inanç yüklü materyal" (bkz; belief laden material) olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, bu çalışmada, geçmiş olaylar hakkında yalan söylenirken sağ amigdalanın aktivitesinin azaltıldığını bulmuştur. Amigdala, limbik sistemde yer alan ve özellikle korku, kaygı gibi çeşitli duyguların işlenmesinde rol alan bir bölgedir.



Katılımcılar ahlaki/sosyal konular hakkında kendi savunmadıkları görüşleri belirttiklerinde, araştırmacılar sol ve sağ insula adlı beyin bölgesinde yüksek aktivasyon gözlemledir. Bu beyin bölgesi, beynin iç tarafında kalan bir yapıdır ve birkaç duygusal süreçte aktif olur. Bunlardan en önemlisi "iğrenme" (bkz: disgust) hissidir. Araştırmacılar, bu bölgedeki aktivasyonun nedeni olarak katılımcıların kendi benimsedikleri ahlaki norm ya da sosyal durumların tersi hakkında fikir belirttiklerinde bu fikirden ve durumdan iğrenme hissettikleri için insula bölgesinde aktivasyon olduğunu düşündüler.


Son olarak, belki de bu çalışmanın en ilginç bulgusu; yalanın hazırlık evresinde, güçlü dorsalateral prefrontal korteks aktivasyonu ile aldatma maliyeti arasında tersine ilişki bulunmuş olması olabilir. Öncelikle, dorsalateral prefrontal korteks adlı yapı çalışma belleğinden (bkz; working memory) sorumlu alandır. Çalışma belleği, insanların kısa süre içerisinde bir bilgiyi akıllarında tutması, onu manipüle etmesi, ve kullanmasını sağlayan yapıdır. Bu yapının etkin bir şekilde hazırlanması, insanın daha etkili ve kısa sürede yalan söylemesine de yol açmakta ve yalan söyleme maliyetini azaltmaktadır. Yani, çalışma belleği aktif çalışan bireyler, hızlı ve etkili bir şekilde yalan söyleyebilmektedirler.


Görsel Kaynakça

Ofen, N., Whitfield-Gabrielli, S., Chai, X. J., Schwarzlose, R. F., & Gabrielli, J. D. E. (2017). Neural correlates of deception: Lying about past events and personal beliefs.[djjital görsel]. Alıntıdır.


Kaynakça

Ofen, N., Whitfield-Gabrielli, S., Chai, X. J., Schwarzlose, R. F., & Gabrielli, J. D. E. (2017).

Neural correlates of deception: Lying about past events and personal beliefs. Social

Cognitive and Affective Neuroscience, 12(1).

70 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör