Brain Dynamics Lab @MEF

  • Duygu Mehmetoğlu

Yüksek IQ Seviyesinin Tüm Yönleri

Yüksek zekâ seviyesi (IQ) insanlar tarafından başarılı bir okul hayatı ve yüksek gelir getirisi sebebiyle bir hediye olarak algılanıyor. Bunlar doğru olmakla birlikte yüksek zekâ seviyesi insanlarda aşırı uyarılabilirlik (bkz. overexcitability) sebebi olduğu için fizyolojik ve psikolojik birçok hastalığa da sebep olabiliyor. Bu çalışmada yüksek olarak bahsedilen zekâ seviyesi için 130 puan baz alınıyor. İlk olarak Kazimierz Dabrowski tarafından kullanılan bu terim, normal seviyede zekâ seviyesi olan insanlara kıyasla yüksek zekâ seviyeli insanlarda daha sık görülen hiper yoğunluk ve reaksiyonlar için kullanılmıştır. Dabrowski yaptığı incelemelerde, bu insanların nörotik olarak alerjik ve endişeli olduğunu görmüştür. Bu insanların çevrelerinde gelişen olaylara karşı daha hassas oldukları ve normal insanlardan daha farklı tepkiler verdiklerini gözlemlemiştir. Bu sebeple de daha yüksek oranda depresyon, anksiyete ve tik semptomları gösterebilecekleri anlaşılmıştır. Endişe, genel anksiyete bozukluğu altında yatan önemli bir bilişsel süreçtir. Bu insanların sahip olduğu kronik ve sürdürülebilir stres tepkisinin beyin ve bağışıklık sistemi arasındaki iletişimi etkilediği görülüyor.

Aşırı yeteneklere sahip son derece zeki bireyler için, bir giysi etiketi veya alışılmış ama doğal olmayan bir ses gibi normal uyaranlar bile fiziksel olarak acı verici hale gelebilir. Bunlar gibi görünüşte küçük hareketler sonunda düşük düzeyde bir bağışıklık tepkisi ile kronik stresi taklit edebilir. Diğer çevresel tehditlerde olduğu gibi, bir enfeksiyon veya toksin gibi, vücut tehlikede olduğuna inanır. Sempatik Sinir Sistemi (bkz. Sympathetic Nervous System) kronik olarak aktive olduğunda, kendisini beyinde ve vücutta bağışıklık fonksiyonunu düzensizleştirebilecek bir dizi değişikliği tetikleyen sürekli bir kavga, uçuş veya donma durumunda bulur. Stresin bağışıklık sistemi üzerinde alerji, astım ve otoimmün hastalıkları gibi birçok hastalıktan korumaya yönelik önemli bir etkisi söz konusu. Bu sebeple sürekli ve önlenemeyen aşırı stresin birden fazla olumsuz getirisi bulunuyor.

Bu çalışma, deney grubunda 3715 yüksek gelirli ve yüksek okul mezunu Amerikalı katılımcı ve kontrol grubunda normal zekâ seviyesinde olarak tanımlanan katılımcılar ile tamamlanmıştır. Bu çalışma, ortalama zekâ seviyesine sahip insanlar ile yüksek zekâ seviyeli insanların sahip olduğu çeşitli bozuklukların dağılımını incelemektedir. Sonuçlar detaylı şekilde incelendiğinde birden fazla veri ortaya çıkıyor. Anksiyete hastalıkları incelendiğinde yüksek zekâ seviyesine sahip insanların bu hastalıklara sahip olma riskinin, normal zekâ seviyesine sahip insanlardan 1,83 kat daha fazla olduğu gözleniyor. Duygu-Durum Bozukluğu (bkz. Mood Disorder) hastalıkları (depresif, distimik, bipolar bozukluklar) incelendiğinde ise beklendiği gibi yüksek zeka seviyesine sahip insanların normal popülasyona göre %17,3 daha yatkın olduğu gözleniyor. Fiziksel hastalıklar olarak nitelenen alerji, astım ve otoimmün hastalığı için de beklenen sonuçlar çıkıyor. Yüksek zeka seviyesine sahip insanlar alerjik reaksiyonlara %5,6 oranında daha yatkın oluyorlar. Bu oran astım hastalığı için %8 oranında artış kaydediliyor. Otoimmün hastalıkları için ise %6,7 oranında artış gözleniyor.

Psikolojik Aşırı Uyarılabilirlik (bkz. Psicological Overexcitability) daha çok Duygu-Durum Bozuklukları (bkz. Mood Disorders) ve Anksiyete Bozuklukları (bkz. Anxiety Disorders) üzerinden algılanıyor iken, Fizyolojik Aşırı Uyarılabilirlik (bkz. Physiological Overexcitability) alerji, astım, otoimmün ve Otizm gibi semptomlar üzerinden algılanıyor. Fakat, Fizyolojik Uyarılabilirlik çevresel tetikleyicilerin etkisiyle Psikolojik Aşırı Uyarılabilirlik semptomlarına sebep olabiliyor.

Bu çalışmaya katılan katılımcıların, araştırmacıların çeşitli bozukluklar üzerine çalışma yaptıklarını anlayıp buna bağlı olarak az ya da çok olumlu yanıt vermeleri mümkün olarak gözüküyor fakat katılımcıların ortalama eğitim ve sosyoekonomik düzeyden daha yüksek seviyeye sahip oldukları göz önüne alındığında hem teşhis edilmiş hem de şüphelenilen tıbbi durumları güvenilir bir şekilde raporlanarak araştırmaya uygun hale getirildiği söylenebilir.

KAYNAKÇA

Borowski, T., Karpinski R., Kolb A., Tetreault N. (2018). High intelligence: A risk factor for psychological and physiological overexcitabilities. Intelligence, 66, 8-23. DOI: http://dx.doi.org/10.1016/j.intell.2017.09.001

93 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör