Brain Dynamics Lab @MEF

  • Duygu Mehmetoğlu

Seçilmeyene Duyulan İlgisizlik

İnsanların tercihlerinin (bkz. preferences) seçimleriyle (bkz. choices) nasıl şekillendiği konusu yıllardır araştırma konusu. Bilişsel uyumsuzluk (bkz. Cognitive Dissonance) üzerine yapılan çalışmalar, eşit derecede çekici iki seçenek arasında seçim yapmak zorunda olan gözlemcilerin daha sonra seçilmemiş seçenekten kaçındığını ve diğer ögeyi seçmenin onları daha az tercih edilen kişi yapacağına olan inancı arttırdığını gösteriyor. Bu tür çalışmalar çoğunlukla yetişkinler üzerine odaklanıyor ve ortaya çıkması için ne kadar deneyime ihtiyaç duyulduğu araştırılıyor. Bu çalışmada ise konuşma öncesi çocuklarda (bkz. preverbal infants) bu fenomenin gelişimsel kökleri inceleniyor.

Tercihlerimizin seçimlerimize rehberlik etmesi sezgisel görünüyor. Seçimlerimiz tercihlerimizi şekillendirir. Yani, seçim eylemi, seçeneklere olan eğilimimizi değiştirebilir. İnsanlar bir dizi ögeyi değerlendirdiğinde ve daha sonra eşit derecede çekici olarak nitelendirdikleri iki öge arasında seçim yapmaları istendiğinde daha az tercih edilen seçeneği “daha az çekici” olarak nitelendiriyorlar. Genellikler söylenen, insanların tercihlerini rasyonelleştirmeye çalıştığıdır.

Dört yaşında çocuklar ve Kapuçin maymunları, eşit derecede arzu edilen iki seçenek arasından seçim yapıyor ve daha sonra önlerine yeni bir seçenek sunuluyor: önceki seçimlerinde “seçilmemiş” olan seçenek ya da yeni, eşit derecede tercih edilen seçenek. Çocuklar ve maymunlar açık şekilde “seçilmemiş” olan tercihten kaçındılar, ona karşı olan tutumlarını değiştirdiler. Bu seçime bağlı tercihin ontogenez (bkz. ontogeny) ve filogenezde (bkz. phylogeny) erken ortaya çıktığını, ancak deneyimin ortaya çıkmasındaki rolünü açık bıraktığını gösteriyor. Çocuklar ve maymunlar yıllarca tercih yapıyor ve elde edilen sonuçları deneyimliyor. Bu deneyimin seçim kaynaklı tercihlerinin gelişmesi için gerekli olduğu söyleniyor, böylece bireyler tutarsız tercihlerin tatsız ve tartışma yaratmaya açık olduğunu öğreniyor.

Bu çalışmada 10-40 aylık bebeklere eşit derecede beğenilen iki oyuncak gösteriliyor ve birini seçmeleri isteniyor. Seçim yapmalarının ardından, daha önce seçmedikleri oyuncakla birlikte yeni bir oyuncak gösteriliyor ve tekrar tercih yapmaları bekleniyor. Gözlemlenen davranış, bebeklerin daha önce seçmedikleri oyuncağa karşı daha kötü bir tutum sergiledikleri ve yeni gösterilen oyuncağı seçtikleri oluyor. Fakat bu seçimin oyuncağın daha yeni olmasından kaynaklı olup olmadığını gözlemlemek için bir deney daha yapılıyor. Bu deneyde de bütün yönlendirmeler aynı oluyor fakat bu sefer araştırmacılar bebeklere seçim yaptırmak yerine oyuncaklardan birini veriyordu. İki oyuncağı birden ayrı ayrı gösteriyor ve birini çocuğa uzatıyordu. Ardından çocuklara seçim yaptırmak üzere araştırmacının çocuğa uzatmadığı oyuncağı ve yeni bir oyuncağı gösteriyorlar, sonuçlar değişmiyor. Çocuklar kendilerine uzatılmayan fakat tanıdık olan oyuncak yerine yeni oyuncağı tercih ediyor. Bu bulgular yeni bir soruyu ortaya çıkartıyor. Seçimler motor planlama ve eylem tarafından mı belirlenir, yoksa kişi bir seçim yapmadan önce her iki nesneyi de geçerli bir seçenek olarak temsil etmeye ve değerlendirmeye gerek duyar mı? Bu soruya cevap bulmak için üçüncü bir deney yapılıyor. İki oyuncak yere koyuluyor ve üstlerine opak kutular koyuluyor, ardından araştırmacı gözleri kapalı şekilde bu kutuları karıştırıyor ki çocuk hangi kutuda hangi oyuncağın olduğunu bilmesin. Ardından çocuklardan kutulardan birini seçmesi isteniyor. Seçimin ardından kutular kaldırılıyor ve oyuncaklar görünür hale geliyor. Görünüyor ki, çocuklar bilinçsizce seçtikleri oyuncak ile oynamaya başlıyorlar. Ardından seçilmemiş oyuncak ile yeni bir oyuncak sunuluyor. Çocukların tercihi yine yeni oyuncak oluyor.

Yapılan deneyler gösteriyor ki insanlar içgüdüsel olarak kendi seçimlerine yönelik bir ilgi gösteriyorlar. Yani, “bunu sevdiğim için seçtim” fikri toplumda hâkim olsa bile, “Ben bunu seçtiğime göre bunu sevmeliyim, öbürünü seçmediğim için onu sevmemem gerekiyor” düşüncesi insanların seçimlerinin altında yatan görüş olarak savunuluyor ve bu düşünce yetişkinlerde bilinçsizce (bkz. unconsciously) oluşuyor.

Kaynakça

Feigenson L., Flores A., Loiotile R., Silver A., & Stahl A. (2020). When Not Choosing Leads to Not Liking: Choice-Induced Preference in Infancy. 1-8. DOI: 10.1177/0956797620954491.

86 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör