Brain Dynamics Lab @MEF

  • Sümeyye Özdemir

Pop-psikoloji böyle yorum yapmayı nereden öğrendi?: Mitler vs Nörobilim

1. Beynimizin sadece yüzde 10'unu kullanıyoruz.

Bu popüler şehir efsanesi, zihnin psişik yetenekler ve hatta telekinezi gibi çok daha büyük şeylere muktedir olduğunu ima etmek için kullanılır. Pop kültüründe bir asırdır tekrarlanan, kesin bir sayıyla kullanılmayan devasa zihinsel güç rezervlerine sahip olduğumuz söyleniyor. Ancak beynin sözde kullanılmayan yüzde 90'ı körelmiş bir apendiks değildir. Beyinler pahalıdır; cenin ve çocukluk gelişimi sırasında beyni inşa etmek ve yetişkinlikte bunu sürdürmek çok fazla enerji gerektirir. Kafatası nedeniyle boyutu da sınırlıdır, bu nedenle kaynaklarını mümkün olduğunca verimli kullanması mantıklıdır. Evrimsel olarak da fazla beyin dokusunu etrafta taşımak anlamsız olurdu. PET veya fMRI taramalarını kullanan deneyler, basit görevler sırasında bile beynin çoğunun meşgul olduğunu ve küçük bir beyin parçasının bile yaralanmasının dil, duyusal algı, hareket veya duygu üzerinde derin sonuçları olabileceğini gösteriyor. Doğru, bazı beyin rezervlerimiz var ancak %10'luk efsane doğru olsaydı, beyin hasarı olasılığı da çok daha düşük olurdu; beynimizin sadece %10'unun yaralanmasından endişe etmememiz gerekirdi.


Görsel-1: ''Lucy'' filminden bir kesit. 'Beynimizin %100'ünü kullansaydık...' mitine yerinde bir gönderme:)


Şöyle bir örnek verelim, bu yazıyı okurken bir sandviç yiyorsunuz diyelim. Siz okurken, serebral korteksinizdeki ön loblar düşünme ve akıl yürütme ile meşgul olur. Yemeğin tadı, dokusu ve kokusundan sorumlu olan parietal loblarınız sayesinde lezzetli sandviçinizin tadını çıkarırsınız. Oksipital loblar, bu sayfadaki kelimeleri nasıl gördüğünüzü işlemenize yardımcı olur ve temporal loblar, sandviçinizin çıtırtısı ve sayfanın hışırtısı gibi duyduklarınızı işlemenize yardımcı olur. Bu arada, motor alanınız nedeniyle gözünüzü kırptınız ve sandviçi elinizde tutabilmenizin ve ayrıca şu anda yaptığınız, denge ve koordinasyon gerektiren herhangi bir şey - örneğin oturmak gibi - nedeni beyinciğiniz. Düşünmenize gerek kalmadan nefes alıyor, sandviçinizi sindiriyor ve beyin sapınız sayesinde kanda dolaştırıyorsunuz. Vücudunuzdaki su ve şeker seviyeleriniz gibi, metabolizmanız ve hormonal fonksiyonlarınız şu anda hipofiz beziniz tarafından kontrol ediliyor.


2. 40'tan sonra her şey yokuş aşağı.

Yaşamın ilk yılında beynimizin çok değiştiği ve geliştiği ancak bu gelişmenin bir noktada durduğu varsayılır. Son araştırmalar ise bu görüşü çürütüyor; beyin hayatımız boyunca değişebilir. Doğru, yaşlandıkça bazı bilişsel beceriler azalır. Çocuklar yeni diller öğrenmede yetişkinlerden daha iyidir. Genç yetişkinler, iki nesnenin aynı mı yoksa farklı mı olduğuna karar vermede yaşlı yetişkinlerden daha hızlıdır, rastgele sözcüklerden oluşan bir listeyi daha kolay ezberleyebilirler ve yedişer geri saymada daha hızlıdırlar. Ancak birçok zihinsel beceri yaşla birlikte gelişir.


Örneğin, kelime dağarcığı—yaşlılar daha fazla kelime bilir ve ince dilsel ayrımları anlar. Bir yabancının biyografik bir taslağı verildiğinde, onlar daha iyi karakter yargıçlarıdır. Bir çatışmanın nasıl çözüleceği gibi sosyal bilgelik testlerinde daha yüksek puanlar alırlar. Ve insanlar zamanla kendi duygularını düzenlemede ve hayatlarında anlam bulmada daha iyi oluyorlar. Araştırmacı Flobakk-Sitter, "Birçok insan bunun (yaşlanmanın) olumsuz bir şey olduğunu düşünüyor ama bu bir mit’’, diyor ve beyni bir bilgisayara benzetiyor: "Bilgisayarımızda tüm programlar varsa, daha yavaş çalışır. Beyin, kullanılmayan birçok ağı sürdürürse, gereksiz yere çok fazla enerji kullanır. Başka bir deyişle, beynin kullanılmayan yolları kapatarak güçlerini koruması iyidir.’’


3. Beş duyumuz vardır.

Diğer türlerle karşılaştırıldığında insanlar daha az donanımlı gibidir. Örneğin, yarasalar ve yunuslar av bulmak için sonar kullanır; bazı kuşlar ve böcekler ultraviyole ışığı görür; yılanlar, sıcakkanlı bir avın ısısını algılar; fareler, kediler, foklar ve diğer bıyıklı yaratıklar, uzamsal ilişkileri veya hareketleri tespit etmek için “vibrissae”larını kullanırlar; köpekbalıkları sudaki elektrik alanlarını algılar; kuşlar, kaplumbağalar ve hatta bakteriler dünyanın manyetik alan çizgilerine yönelirler. İnsana gelince, muhtemelen ilk beş duyu - dokunma (taktiosepsiyon), işitme (işitsel algı), görme (oftalmosepsiyon), tat (gustaosepsiyon) ve koku (olfakosepsiyon) hakkında çok şey duymuşsunuzdur. Peki ya diğerleri? Hepsi Latincede alma anlamına gelen 'cept' kökünü içeren duyular, bize dış dünya hakkında daha da fazla veri sağlar:

Denge algısı: Dahili GPS'iniz olarak da bilinen bir denge hissi. Oturduğunuzu, ayakta durduğunuzu veya uzandığınızı size söyler. İç kulakta bulunur.

Propriosepsiyon: Vücudunuzun bölümlerinin nerede olduğu ve ne yaptıkları duygusu.

Nosisepsiyon: Ağrı hissi.

Thermo(re)sepsiyon: Sıcaklık hissi.

Kronosepsiyon: Zamanın geçişi hissi.

Interosepsiyon: Açlık, susuzluk gibi içsel ihtiyaçlarınızın bir duygusu.


Görsel-3: Duyularımız.


4. Erkekler Mars'tan, kadınlar Venüs'ten.

Bilim tarihindeki en önyargılı ve en az tekrarlanabilir araştırmaların bazıları, erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıklar için biyolojik açıklamalar sağlama iddiasındadır. Önde gelen sinirbilimciler bir zamanlar kadınların yaratıcı düşünememesi, mantıklı oy kullanamaması veya tıp uygulayamamasından baş büyüklüğünün, spinal ganglionların veya beyin sapı yapılarının sorumlu olduğunu iddia etti. Bugün teoriler biraz daha karmaşık: erkeklerin daha özelleşmiş beyin yarıkürelerine, kadınların ise daha ayrıntılı duygu devrelerine sahip olduğu varsayılıyor. Erkek ve kadın beyinleri arasında bazı farklılıklar (küçük ve belirli bir yetenekle ilişkisiz) olmasına rağmen, davranışla korelasyon aramanın temel sorunu, bilişteki cinsiyet farklılıklarının büyük ölçüde abartılmasıdır.


Örneğin, kadınların empati testlerinde erkeklerden daha iyi performans gösterdiği düşünülür ancak çalışmalar gösteriyor ki, erkek katılımcılara, kadınların bu testte özellikle iyi olduğu söylenmediği sürece, erkekler kadınlar kadar iyi veya onlardan daha iyi performans gösteriyor. Aynı durumun tersi, uzamsal akıl yürütme testleri için de geçerlidir. Ülkeler arasında da erkeklerin matematikte kadınlardan daha iyi olduğu inancı ne kadar yaygınsa, kız ve erkek çocukların matematik puanlarındaki fark o kadar büyük oluyor. Beynimizin yaptığı şeylerin çoğu söz konusu olduğunda - dünyayı algılamak, dikkati yönlendirmek, yeni beceriler öğrenmek, anıları kodlamak, iletişim kurmak - erkekler ve kadınlar neredeyse tamamen örtüşen yeteneklere sahiptir.


5. İnsanlar sağ veya sol beyinlidir.

Bu mit, insanların ya sağ ya da sol beyin yarıküreleri tarafından yönetildiği şeklindeki popüler düşünceden kaynaklanmaktadır. Bu fikre göre, "sağ beyinli" insanlar daha yaratıcı ve etkileyici olma eğilimindeyken, "sol beyinli" olanlar daha analitik ve mantıklı olma eğilimindedir. Efsane muhtemelen 1800'lerde, bilim insanlarının beynin bir tarafındaki yaralanmanın genellikle belirli yeteneklerin kaybına neden olduğunu keşfettiklerinde kök salmıştı. Örneğin, uzamsal yetenekler beynin sağ tarafında, dil ise solda yer alıyor gibiydi. 1960'larda bilim insanlarının iki yarıküre arasındaki bağlantıyı kesmek için ameliyat olan epilepsi hastalarını inceledikleri zaman oldukça zemin kazandı. Bu araştırmacılar, iletişim kuramadıklarında beynin iki tarafının birbirinden habersiz olabileceğini ve hatta uyaranlara farklı tepkiler verebileceğini gösterdi. (Örneğin, bir hastaya bir resimle ne yapmak istediği sorulduğunda, sol beyinli “ressam”, sağ beyinli ise “otomobil yarışçısı” cevabını vermişti.) Ancak daha yakın zamanlarda, beyin tarama teknolojisi, yarım kürelerin rollerinin bir zamanlar düşünüldüğü kadar kesin olmadığını ortaya çıkardı. İki yarım küre aslında oldukça tamamlayıcıdır. Örneğin, bir zamanlar yalnızca sol yarımkürede olduğuna inanılan dil işlemenin artık her iki yarımkürede de gerçekleştiği anlaşılmaktadır: sol taraf dilbilgisini ve telaffuzu işlerken sağ taraf tonlamayı işler.


Benzer şekilde deneyler, sağ yarıkürenin uzamsal yetenek açısından yalıtılmış olarak çalışmadığını göstermiştir: sağ yarıküre genel bir uzay duygusuyla ilgilenirken, sol yarıküre belirli konumlardaki nesnelerle ilgilenir. Uzmanlar beyin fonksiyonunun yanallaşmasının olduğunu kabul etse de (yani, belirli görev ve düşünme türleri beynin belirli bir bölgesiyle daha fazla ilişkili olma eğilimindedir), hiç kimse tam olarak sağ beyinli veya sol beyinli değildir. Aslında, tipik olarak beynin belirli bir alanıyla ilişkili olan şeyler için bile, tüm beyin kullanıldığı zaman görevlerde daha iyi olma eğilimindeyiz.


6. Beyinler bilgisayarlar gibidir.

Beynin işlem hızından, depolama kapasitesinden, paralel devrelerinden, girdi ve çıktılarından bahsettiğimizde bu metafor hemen hemen her düzeyde başarısız olur: beynin doldurulmayı bekleyen belirli bir hafıza kapasitesi yoktur; bir bilgisayarın yaptığı gibi hesaplamalar yapmaz; ve görsel dünyanın farklı unsurlarını aktif olarak yorumladığımız, öngördüğümüz ve bunlara dikkat ettiğimiz için temel görsel algı bile pasif bir girdi alımı değildir. Beyni en gelişmiş, etkileyici ve belli belirsiz gizemli olan teknolojiye benzetmenin uzun bir geçmişi var. Descartes, beyni bir hidrolik makineye benzetmiştir. Freud, duyguları bir buhar makinesinde oluşan baskıya benzetmiştir. Beyin daha sonra bir telefon santraline ve daha sonra bir bilgisayara benzetilmeden önce bir elektrik devresine benzetiliyordu örneğin; son zamanlarda ise bir Web tarayıcısına veya internete benzetiliyor. Ancak bu metaforlar klişelerde kalır.


Görsel-6: Beyin gerçekten bir bilgisayar gibi mi?


7. Beyin elektrik devrelerinden ibarettir.

Pek çok metaforda olduğu gibi, bunda da bazı gerçekler var: beyin, belirli görevleri üstlenmek için uzmanlaşmış belirli bitlerle standart bir şekilde organize edilmiştir ve bu bitler, tahmin edilebilir sinir yolları (bir tür kablo gibi) boyunca birbirine bağlıdır ve iyonları serbest bırakarak (elektrikse ileti) kısmen iletişim kurar. Ancak son birkaç on yılda sinirbilimdeki en büyük keşiflerden biri, beynin dikkate değer ölçüde esnek olduğudur. Kör insanlarda, beynin normalde görmeyi işleyen kısımları bunun yerine işitmeye ayrılmıştır. Keman çalmayı öğrenmek gibi yeni bir beceriyi uygulayan biri, beynin ince motor kontrolünden sorumlu olan kısımlarını “yeniden düzenler”. Beyin yaralanması olan kişiler, kayıp dokuyu telafi etmek için beynin diğer kısımlarını kullanabilirler. Beyin standart elektrik devrelerinin, statik girdi-çıktı formülasyonlarının elbette çok ötesindedir.


Görsel-7: ''Human Connectome Project'' bu konunun açıklığa kavuşması için çok yaratıcı ve etkin bir adımdır.



GÖRSEL KAYNAKÇA

100% Brain Usage | Lucy | Scarlett Johansson, Morgan Freeman | Amazon Prime Video

http://www.cbc.ca/kimsconvenience/

Wizard Of Oz Brain GIF - Find & Share on GIPHY

You have more than five senses

http://lifesafjoke.tumblr.com/post/122298224304

Does a Bigger Brain Make You Smarter?

How the Brain's Wiring Works

8 Facts About the Brain (verywellmind.com)

KAYNAKÇA

Top Ten Myths About the Brain | Science | Smithsonian Magazine

Debunking 8 Popular Myths About the Brain (verywellmind.com)

10 Surprising Facts About Your Brain | Northwestern Medicine

5 Common Myths about the Brain - Scientific American

Eight myths about your brain (norwegianscitechnews.com)

Myths About the Brain (businessinsider.com)

7 Myths About Your Brain - (thehartford.com)

Brain Mythology - BrainHQ from Posit Science

25 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör