Brain Dynamics Lab @MEF

  • Büşra Temur

Korku ve Kaygı Birbirinden Tamamen Farklı Duygular mıdır?

İnsanların hissettiği yaygın duygulardan olan korku ve kaygı, birbirlerinin yerine sıklıkla kullanılır. Ancak, araştırmacılar bu iki duygunun aslında birbirlerinden farklı mekanizmalar tarafından kontrol edildiğini ve farklı tanımlara sahip olması gerektiğini belirtirler. Kaygı, belirsiz (bkz; uncertain) bir tehlikeye karşı oluşan rahatsız edici duygu durumudur. Korku ise, anlık ve kesin bir tehlikeye (bkz; immediate and certain) karşı oluşan rahatsız edici durumdur. Yıllarca, korku ve kaygı üzerine yapılan çeşitli çalışmalar, korku ve kaygı süreçlerinde görev yapan beyin mekanizmalarının birbirinden ayrı olduğunu göstermiştir. Korku duygusunun işlenmesinde görev alan beyin bölümü amigdala özellikle de amigdalanın dorsal kısmı olarak belirtilirken, kaygı süreçlerinde görev yapan beyin bölümü BST (bkz; bed nucleus of the stria terminalis) olarak belirtilmektedir. Peki, kaygı ve korku bilim insanlarının sandığı gibi ayrılabilir duygular mıdır? Bu yazıda, korku ve kaygı süreçleri ve bu süreçlerin beyin devreleri hakkında yapılmış yeni bir çalışmaya yer verilmiştir.


Hur ve arkadaşları (2020), korku ve kaygının kesin çizgilerle birbirinden ayrılmadığını hatta örtüşen beyin bölgelerine sahip olacaklarını öne sürdüler. Bu hipotezlerini kanıtlamak için de 99 katılımcıyla bir çalışma yaptılar. Katılımcılar 6,594 katılımcının katıldığı eğilimsel olumsuzluk (bkz; dispositional negativity/ neurotism) ölçeğine katılanlardan seçilmiş olup, en yüksek skoru alanların %50'si, ortalama skor alanların ve düşük skor alanların %25'i çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmacılar, çalışmada katılımcıların fizyolojik ve çevresel tepkilerini fMRI, elektroşok ve cilt iletkenliği yardımıyla tespit etmiştir. Çalışmada Maryland Threat Countdown fMRI Paradigması adlı bir yöntem kullanılmıştır. Bu yöntem, 4 farklı denemeden meydana gelmektedir. Denemeler sırasıyla; kesin tehlike/tehdit, kesin olmayan tehdit, kesin güvenlik (bkz; certain safety) ve kesin olmayan güvenlik (bkz: uncertain safety) olarak adlandırılmıştır. Bu paradigmanın amacı, katılımcıların tehlike beklentisini manipüle ederek, kaygı ve korku durumlarında etkili olan beyin devrelerini keşfetmektir. Bu paradigma, kesin tehlike denemesinde, zamanla azalan ve gerçek zaman dilimini belirten bir saat içermektedir. Bu süre dolduğunda, katılımcılar hem acı verici elektroşoka hem de çeşitli rahatsız edici ses, görsel ya da video klipler içeren pekiştiricilere maruz kalırlar. Bu denemenin amacı, katılımcının kesin tehdidi yani korkuyu algılamasıdır. 2. aşamada ise, katılımcılar yine ekranda zaman ibareleri görürler ancak bu sefer, sayılar rastgele verilmektedir ve katılımcıların hem elektroşokun hem de ekranda belirleyecek görselin süresinden haberdar değillerdir. Bu durumda ise, katılımcılar süresi belirli olmayan belirsiz tehlikeye maruz kalacaklardır ve bunu beklemektedirler, bu da paradigmanın kaygıyı ölçmek amacıyla kullandığı yöntemdir. Diğer 2 aşama, korku ve kaygıya maruz kalan katılımcıların beyinlerinin çeşitli bölgelerindeki aktivasyonları dengelemek amacıyla yapılmıştır. Bu kısımlarda katılımcılara onları rahatsız etmeyecek nötr nesneler gösterilir ve katılımcılara bu nesnelerden ne kadar rahatsız oldukları sorulur. Ayrıca, bir yandan da elektroşok verilmeye devam edilir, her rahatsız olmadım dedikleri noktada elektroşokun şiddeti arttırılır. Rahatsız olduklarında ise azaltılır.



Araştırmanın sonucuna göre, her iki durumda da frontokortiksel alanlar (midcingulate korteks, anterior insula/ frontal operculum, dlPFC), dorsal amigdala ve genişletilmiş amigdalanın (bkz: extended amygdala) parçası olan BST (bed nucleus of stria terminalis) gibi beyin bölgelerinde örtüşen aktivasyonlar bulundu. Yani, hem kaygının işlenmesinde hem de korkunun işlenmesinde bu bölgelerin görev aldığı keşfedildi. Ancak, araştırmacılara göre, bu beyin devrelerini parçalara ayırmak mümkün. Araştırmacılar, frontokortiksel alanlardaki aktivasyon şiddetinin özellikle kaygı yaratan durumda (belirsiz tehdit süreci) daha yüksek çıktığını, genişletilmiş amigdaladaki aktivasyonun ise korku yaratan durumda kaygı durumuna göre nispeten fazla çıktığını bulmuşlardır. Bu araştırmanın sonucu uzun yıllardır, kaygı ve korkunun birbirinden ayrı mekanizmalara sahip olduğu görüşüne karşı çıkarak aslında örtüşen bölgelerden meydana geldiğini gözler önüne sermiştir. Korku ve kaygıda görev yapan bu bölgelerin, genel işlevlerinden bahsetmek gerekirse; frontokortiksel alanda yer alan mCC, AI, dlPFC gibi yapılar genel olarak duyguları işleme ve düzenleme süreçlerinde görev alan yapılardır. Ancak, bu çalışmada bu bölgelerin aktivasyonlarındaki artış kesin bir nedene bağlanamamıştır. Çünkü, bu bölgeler, duygularla ilgili süreçleri işleyen bölgeler oldukları için, yükselen kaygı seviyesi aktivasyona neden olmuş olabilir, ayrıca, yükselen kaygı seviyesi sonucunda duygusal düzenlemeyi sağlamak, kaygı sonucunda artan sıkıntı hissini azaltmak için de bu bölgelerin aktivasyonları artış olabilir. Dorsal amigdala ve BST adlı yapıların korku ve kaygı süreçlerinde ayrıtedilemez tepkiler göstermesi durumu, bu iki yapının aynı nöral devrenin ürünü olduğunu ve şuana kadar ki korku ve kaygı araştırmalarındaki modellerin (bkz; korku ve kaygının ayrı birer yapı olduğu üzerine oluşturulan modellemeler) yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliğini gözler önüne serdi.








Görsel Kaynakça


Hur et al. (2020). Anxiety and the neurobiology of temporally uncertain threat anticipation.[djjital görsel]. Alıntıdır


Kaynakça


Hur et al. (2020). Anxiety and the neurobiology of temporally uncertain threat anticipation. Journal of Neuroscience. DOI: https://doi.org/10.1523/JNEUROSCI.0704-20.2020

73 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör