Brain Dynamics Lab @MEF

  • Asude Uçal

Güç Pozları: Algılarımızı Psikolojik ve Fizyolojik Olarak Değiştirmek

Tavus kuşları eşini etkilemek için tüylerini açar. Kediler yan dönüp tüylerini kabartarak algıladığı tehditin boy algısını manipüle eder. Şempanzeler hiyerarşik düzendeki yerini belli etmek için nefesini tutup göğsünü şişkin gösterir. Toplantı odasındaki yönetici ayaklarını masaya uzatır, kollarını boynunun arkasında birleştirip dirseklerini dışarıya yöneltir. Bu sözlü olmayan iletişim yolları (bkz; non-verbal displays) incelendiğinde, gücün kaplanan yer boyutu (genişlik, bkz; expansiveness) ve uzuvların açıklığı (açıklık, bkz; openness) ile ilişkili olduğu bulunmuştur. İnsanlar ve hayvanlarda görülen bu sözlü olmayan iletişim ve yukarıda da tarif edilen “güç pozları” (bkz; power poses) evrimin getirdiği “alfa” olma durumu ile iç içedir.


Güçlüyü güçsüzden ayıran en önemli nöroendokrin profilleri iki önemli hormonu içerir, testosteron ve kortizol. Testosteron seviyeleri insan ve hayvanlardaki dominantlık hissini arttırıp destekler. İç ve dış etkenler testosteronun artmasına neden olup dominantlığı arttırır, bu davranışlar çoğaldıkça testosteron artmaya devam eder. Bu testosteron seviyeleri aynı zamanda kişinin günlük meydan okumaları nasıl algıladığını da etkiler.


Güç ile ilgili bir diğer hormon ise stres hormonu ile bağlantılı olan kortizoldur. Geçmiş çalışmalarda güç sahibi olan kişilerde daha az bazal kortizol seviyesi ve stresli durumlarda daha az kortizol aktivasyonu gözlemlenmiştir. Kronik olarak yüksek kortizol seviyelerinden dolayı güçlü hissetmeyen sosyal grupların (bkz; low-power social groups) güç sahibi olan bireylere göre stres ile ilişkili hastalıkları daha çok tecrübe ettikleri de bulunmuştur. Bu nedenle, güce sahip olan kişinin nöroendokrin profili yüksek testosteron ve düşük kortizol olarak tanımlanıp, bu kişilerde liderlik becerilerinin daha yüksek olduğu savunulmuştur.


Harvard Üniversitesinde sosyal psikolog olan Amy Cuddy’nin yaptığı bu araştırma bireylerin belirtilen güç pozlarında 1 dakika kalmaları durumunda nöroendokrin seviyelerinde değişiklik, güç hissinde ve risk toleransında artış gözlemlemeyi beklemiştir.


Çalışmaya 42 katılımcı dahil edilmiş, ve katılımcılar rastgele yüksek-güç pozu (bkz; high-power-pose) veya düşük-güç pozu (bkz; low-power-pose) durumlarına atanmıştır. Her katılımcı, pozlarında bir dakika boyunca kalmıştır. Katılımcıların risk alma yatkınlıkları kumar testi ile, güçlü hissetme seviyeleri öz bildirim raporları ile, nöroendokrin seviyeleri ise (testosteron, kortizol hormon seviyeleri) tükürük yolu ile ölçülmüştür.


Çalışmada kullanılan iki “yüksek-güç pozu”. Bu durumdaki katılımcıların iki pozda da bir dakika boyunca geniş durmaları ve uzuvlarını açmaları istenmiştir.


Çalışmada kullanılan iki “düşük-güç pozu”. Bu durumdaki katılımcıların iki pozda da bir dakika boyunca içlerine çekilmiş durmaları ve uzuvlarını kapatmaları istenmiştir.


Çalışmanın sonuçları başta öne sürülen hipotezleri doğrulamıştır. Yüksek-güç pozu durumunda olan katılımcılarda düşük-güç pozu durumuna göre artmış testosteron ve azalmış kortizol seviyeleri gözlemlenmiştir. Yine hipotezi destekleyerek, yüksek-güç pozu durumundaki katılımcıların ödüllere daha çok odaklanarak %86.36’sının kumar riskine girdiği gözlemlenmiştir. Bu seviye düşük-güç pozu durumundaki katılımcılarda ise %60 olarak ölçülmüştür. Son olarak, yüksek güç pozundaki katılımcıların öz bildirim raporlarında anlamlı bir fark ile daha “güçlü” ve “kontrollü” hissettikleri de gözlemlenmiştir.

Fig. 1.
Fig. 2.
















Fig. 1. Tükürük sonuçlarından elde edilen testosteron seviyelerinin poz durumlarına göre değişimini yansıtıyor. Yüksek-güç pozunda bir artış, düşük-güç poz durumda ise bir düşüş yaşanmış (bunlara bağlı olarak bireylerin güç hissiyatları da değişmiştir).


Fig. 2. Tükürük sonuçlarından elde edilen kortizol seviyelerinin poz durumlarına göre değişimini yansıtıyor. Yüksek-güç pozunda bir düşüş, düşük-güç poz durumda ise bir artış yaşanmış (bunlara bağlı olarak bireylerin güç hissiyatları da değişmiştir).


Bu çalışma bir dakikalık vücut postür değişiminin dahi insan algı ve hormon yapısında meydana getirdiği değişiklikleri incelemiştir. Düşük-güç pozu durumunda olan katılımcılar yüksek-güç pozundaki katılımcılara göre daha güçsüz hissettiklerini belirtmiş ve kumar oynama davranışlarına çok daha az girişmişlerdir. Bu bulguların ışığında Amy Cuddy ve ekibi bir bireyin bir teklifi dinlerken başını onaylayacak biçimde sallamasının bu bireyin daha kolay ikna olmasına, gülümsemesinin mizah tepkilerinin artmasına yol açabileceğini belirtmiştir. Bu tarz basit davranışların (baş sallamak, gülümsemek) bile kişinin tüm psikolojik, fizyolojik ve davranışsal değişiklikleri aktive ettiğini, böylece kişinin gününün gidişatını kökünden etkilediğini savunmuştur.


Kaynakça


Carney, D. R., Cuddy, A. J., & Yap, A. J. (2010). Power posing: brief nonverbal displays affect

neuroendocrine levels and risk tolerance. Psychological science. 21(10), 1363-1368.

DOI: 10.1177/0956797610383437.

40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör