Brain Dynamics Lab @MEF

  • Duygu Mehmetoğlu

COVID-19'un Vücudumuz Üzerindeki Etkileri

Koralnik J. ve arkadaşlarının yaptığı çalışma gösteriyor ki ilk olarak Çin’in Wuhan kentinde görülen Covid-19’un en belirgin semptomları ateş, öksürük, kronik yorgunluk ve nefes darlığı. İlk Covid (SARS- CoV-2) vakasının 2003 yılında Çin’de 8000 insanda görüldüğü ve %10 ölüm oranı olduğu söyleniyor. Bu hastalığın yüksek bulaşıcılığı olduğu ve serebral korteks, sindirim sistemi, böbrekler, safra kesesi ve adrenal bez gibi birçok sistemi etkilediği söyleniyor. İleri yaş grubundaki insanların yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalığı ve böbrek hastalığına sahip olanlarının Covid-19’a yakalanma riskinin de daha yüksek olduğu gözlemleniyor.

Wuhan’da 214 hasta ile yapılan araştırmada hastaların %36’sının sinir sisteminde semptomlar gözleniyor. Ayrıca baş dönmesi, baş ağrısı, kısıtlı bilinç gibi semptomlar da ortaya çıkıyor. Yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların bazılarının MR sonuçlarında anormallikler saptanıyor ve bu anormalliklerin %21’i nörolojik anormallikler olarak gözleniyor. Bazı hastalarda yeni bulgular gözlemlenmez iken, hastaların %44’ünde yeni bulgular saptanıyor. Bu bulgulardan en belirgin olanı, subkortikal ve derin beyaz cevherde (Bkz; deep white matter) artan yetenek sinyali (Bkz; cortical flair signal) oluyor. Bu bulgular ışığında yüksek ateş ve enfeksiyon sebebiyle Covid-19’un hastaların sinir sistemlerinde belli hasarlara yol açabileceği öngörülüyor. Ayrıca beyin, omurilik, sinirler ve kaslar üzerinde de etkileri olabileceği belirtiliyor. Bu hastalık birden fazla organa (böbrek, akciğer, kalp) zarar verebiliyor ve bu sebeple oluşacak oksijenasyon eksikliğinden ya da pıhtılaşma bozukluğundan dolayı ciddi hasarlara yol açabileceği gözlemleniyor. Bu hasarlar hayati organlarda iltihaplanmaya yol açıyor ve bağışıklık sistemi bu iltihaplanmaya reaksiyon olarak beyinde ve sinirlerde yeni iltihaplanmalara sebep olarak kalıcı hasarlar veriyor.

Covid-19’un ikincil ana belirtisi olarak akut serebrovasküler hastalıklar gözlemleniyor. Bunların başında iskemik ve hemorrhagic inme geliyor. Hastalarda Covid-19’un görülmesinin 8-24 gün sonrasında inme oluşuyor. İnme geçiren hastalığın büyük çoğunluğu ileri yaştaki ikincil bir hastalığı daha bulunan insanlardan oluşuyor fakat genç yaştaki (33-49) hasta grubunda diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklara sahip bireylerin de beş ana damarında tıkanmalar gözleniyor. Yapılan tahlillerde inme geçirmiş hastaların yüksek ferritin ve yüksek D-dimer değerlerine sahip oldukları da görülüyor. Enfeksiyonun geçmiş olması için insan vücudundaki akut enfeksiyonların geride kalmış olması bekleniyor. Covid-19 hastalığında dikkat çeken diğer semptomlar için “sıra dışı” tanımı kullanılıyor. Tat ve koku alma duyusundaki azalmalar ya da kayıplar için kullanılan bu tanım aslında hastalığın vücudun birden fazla sistemi üzerinde etkisi olabileceğinin de kanıtı oluyor. Bu belirtiler Covid-19 ve grip gibi hastalıklar arasındaki farkları anlama konusunda henüz kesin bir kanıt oluşturmuyor. Koku alma duyusundaki azalma ya da kayıpların, tat alma duyusundaki azalma ya da kayıplardan daha az rastlanır olduğu belirtiliyor. Bir diğer semptom da hastalar tarafından (özellikle çocuklar ve gençler) kasların zarar görmesi olarak belirtiliyor fakat bu semptomun kas ağrısı yapması konusunda herhangi bir bilimsel kanıt bulunmuyor.

SARS-COV-2 ile SARS-COV arasında %80 oranında genom benzerliği olduğundan ve ortak reseptörleri kullandıklarından, patogenezde yer alan doğuştan gelen bağışıklık mekanizmalarının iki virüs için benzer olmasını beklemenin mantıklı olduğu söyleniyor. Yapılan araştırma gösteriyor ki, COVID-19 insan vücudunun sahip olduğu bağışıklık sisteminden sinir sistemine kadar bütün önemli kısımları etkiliyor ve henüz bu hastalığın ardından vücutta nelerin değişeceği tam anlamıyla bilinmiyor.


Makalenin orijinaline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1002/ana.25807

77 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör