Brain Dynamics Lab @MEF

  • Eda Yazar

Aşk İçin Bağlantılarımız

Hepimizin aşk hakkında farklı tanımları, farklı deneyimleri ve farklı istekleri vardır. Kimimiz aşka inanmaz, onu mantık dışı bulurken kimimiz de olmazsa olmaz olarak görürüz. Aşk üzerine şimdiye kadar yazılanlar ve daha nice söylenmemiş sözler olsa da bu sefer de romantik aşka bilimsel bir açıdan yaklaşalım.

Yapılan yeni bir araştırma, yeni evli çiftlerde aşkla (bkz; romantic love) sinirsel ve genetik bağlantılar arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmıştır. Bu araştırma, biyolojik mekanizmaların evliliklerde romantik aşkın sürdürülmesinde önemli bir rol oynadığına dair kanıt sağlıyor. Frontiers in Psychology'de yayınlanan yeni evli çiftler ile yapılan çalışma, hem genetik etkilerin hem de beyindeki ödül sisteminin romantik aşkı sürdürmekle ilişkili olduğunu göstermiştir. Katılımcılardan ayrıca romantik aşk, cinsel tatmin ve diğer faktörleri değerlendiren bir dizi anket doldurmaları da istenerek çeşitli bilgiler de toplanmıştır. Araştırmacılar, eşlerinin alternatif görüntülerini ve iyi tanıdıklarını tarafsız şekilde izlerken, 19 sağlıklı, sağ elini kullanan kadın ve erkeklerde beyin aktivitesini incelemek için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullandılar. Evli olan katılımcılar, ilk olarak test edildikten bir yıl sonra tekrar test edildi. Araştırmacıların tükürük örnekleri de insan olmayan memelilerde çift bağla ilgili genleri test etmek için kullanılmıştır.


Araştırmacılar, romantik aşk bakımının (bkz; love maintenance), bir partnerin yüzünü görmeye yanıt olarak dopamin açısından zengin substantia nigra ve diğer birkaç kortikal bölgede artmış beyin aktivitesi ile ilişkili olduğunu, ayrıca, dopaminle ilgili genlerin zaman içinde romantik aşkı sürdürmekle ilişkili olduğuna dair kanıt bulmuşlardır.

Araştırmayı yürüten Acevedo, “Aşk, motivasyon ve isteklerimize ulaşmaya çalışmamız için önemli olan beynin ödül sistemini harekete geçirir. Bizi dışarı çıkıp romantik bir partner, su ve yemek gibi istediğimizi, ihtiyacımız olanı elde etmeye motive eden bir hayatta kalma sistemidir. Ancak durum bundan biraz daha karmaşıktır. Beynin bağlanma (bkz; attachment), hafıza (bkz; memory) ve fizyolojik homeostaz (bkz; physiological homeostasis) için önemli olan bölgelerinde, karar verme ve bilişsel işlemeyle ilgili kortikal aktiviteye yanıt olarak aktivasyon görüyoruz. Özetle aşk karmaşıktır. Tür olarak yaptığımız en temel şeylerden biri ama aynı zamanda karmaşık. " ifadelerini dile getirmiştir.


Romantik aşk aynı zamanda ilişki tatmini ve cinsel aktivite sıklığı ile de bağlantılı olduğu için araştırmacılar, partnerine olan sevgisini hala sürdüren katılımcılarla bir yıllık süre boyunca genital bir sensorimotor bölge olan parasantral lobülde (bkz; paracentral lobule) araştırmalarına devam ederek yüksek beyin aktivitesi bulgularını da bulmuşlardır.

Birçok terapist, evlilik ilişkisinin sürdürülmesinde cinsel aktivitenin önemli bir rol oynadığını öne sürmüş olsa da, bu kortikal beyin bölgesinin ilk kez direkt olarak cinsel uyarımla evliliklerdeki romantik aşk bildirimleriyle ilişkilendirilmiştir (katılımcılar sadece eşlerini düşünürken veya onlara eşlerinin fotoğrafları gösterildiğinde).


İnsanlar aşk için bağlantılıdır. Bununla birlikte, sevginin birçok farklı biçimde olabileceğine dikkat etmek önemlidir. Bazı bireyler, çift bağları oluşturmak ve sürdürmek için biyolojik bir yatkınlığa sahiptir. Ayrıca, bazı bireylerin aşık kalmak için genetik bir yatkınlığa sahip olabileceğini de öğreniyoruz. Ancak, insanlar daha yüksek düzeyde düşünme ve kendi kendini düzenleme yoluyla dürtülerini geçersiz kılma kapasitesine sahiptir. Aşk basit ama karmaşıktır ve sevgiyi canlı tutmak için çalışmak gerekir." diyen araştırma yürütücüsü bu araştırmanın aynı zamanda pek çok sınırlamaları (bkz; limitations) olduğunu da dile getirmiştir.



Son olarak araştırmanın çoğu aşık olan ve mutlu bir şekilde evli olan insanlarla birlikte yapılmıştır. örnekler genellikle tarayıcının parametreleri tarafından kısıtlanır. Bu nedenle, çalışmada katılımcıların çoğu nispeten sağlıklıydı ve sevginin biyolojik temelini daha iyi anlamaya yardımcı olmaya istekli insanlardı. Zamanları vardı ve bilim konusunda nispeten vicdanlıydılar. Bu gibi faktörler çalışma sonucuna etki eden büyük sınırlamalardır. Çoğu çalışmada olduğu gibi bu çalışmada da farklı duygu duruma sahip insanlarla yapılan araştırmalardan farklı sonuçlar elde edilebilir.


KAYNAKÇA

Acevedo, B. P., Poulin, M. J., Collins, N. L., Brown, L. L. (2020). After the Honeymoon: Neural and Genetic Correlates of Romantic Love in Newlywed Marriages. frontiers in Psychology, 11(634) https://doi.org/10.3389/fpsyg.2020.00634



36 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör